HİTİTLİLER
HİTİTLİLER
Knutzon 1902 yılında Mısır’da bulunan Tell el Amarna adlı arÅŸiv üzerinde çalışma yaparken iki tane farklı türde yazılmış iki tablet buluyor. Bu tabletler çivi yazısıyla yazılmıştır ve baba- oÄŸul iki firavuna ait olduÄŸu söylenmektedir. Yazı dilinin Akkadça olduÄŸunu düşünmüş ve Anadolu’daki bir halk ile ilgili bilgiler verdiÄŸini ileri sürmüştür. m.ö 2. binin ortalarında Anadolu’da Hind-Avrupa dili ile birliktelik gösteren, Akkadça dili ile yazıyı gerçekleÅŸtiren bir halk olmalıdır. Bu halkın ülkesine Arzawa ülkesi , halkınada Arzawa halkı denilmiÅŸtir. Knutzon Anadolu’da 2.binin ortalarında büyük bir devletin var olduÄŸunu söylemektedir. Tabletteki bazı sözcüklerin hint-avrupa dil grubuna ait olduÄŸundan yola çıkılarak bu sonuca varmaktadır.
1830-35 yıllarda burda Charles Texier’in yaptığı geziler sırasında yerli halkın vermiÅŸ olduÄŸu bilgilerde burda padiÅŸahlara ait kabartmaların bulunduÄŸu yazılıkaya olduÄŸunu öğrenmiÅŸ. C. Texier bu kabartmaları incelediÄŸinde o zaman için ÅŸu yorumu yapmıştır; Halys (kızılırmak) barışından söz edilmektedir, Lidyalılar doÄŸuya doÄŸru giderek egemen olmak istiyorlar. Med’lerde batıya doÄŸru ilerlerken Halys’de karşılaşıyorlar ve savaÅŸ başılıyor. SavaÅŸ sırasında gerçekleÅŸen güneÅŸ tutulması olayının (m.ö 585) tanrıların savaÅŸ istemediÄŸine yorumlanması sonucu savaÅŸa son veriliyor. Daha sonra betimlemeler üzerine Amazonların savaşı yorumlaması da yapılmıştır.
1906′ya kadar bu bilgiler doÄŸru olmayan önerilerdir,1906′da bir Alman ekip orta Anadolu’da araÅŸtırma yapmaya baÅŸlamıştır. BoÄŸazköy Yazılıkaya’daki açık hava tapınağında araÅŸtırmalar baÅŸlatılmıştır. Hugo Wınckler ve ekibi ilk kez büyük kalede kazıya baÅŸlıyorlar. A binası kazılırken 3000′den fazla piÅŸmiÅŸ toprak tablet ele geçiyor. Winckler Hint-Avrupa kökenli bir dil ile Akkadça çivi yazısı ile kullanılan tabletler olduÄŸunu söylemiÅŸ ve Hint-Avrupalı bir dil konuÅŸan bir halk topluluÄŸunun yaÅŸadığı sonucuna varmış. Birinci ve İkinci dünya savaşı sırasında kazılara ara verilmiÅŸtir. Kurt Bittel, Rudolph Naumann ve Peter Neve sırasıyla kazıları sürdürmüş olup halen devam eden kazıları Ian Holder yönetmektedir.
Hitit krallığı önceleri kızılırmak kavisi içinde bölgelenmiÅŸtir.Krallık geliÅŸtikçe Hitit İnterlantı batı’da Ege kıyılarına, kuzeybatıda Troia’ya, Güneyde büyük ihtimalle bütün Akdeniz sahilleri, zaman zaman Kıbrıs (Alasia) adası, GüneydoÄŸu’da Suriye topraklarında Amurru(amor) topraklarına (burası hitit ile mısır arasında uzun süre savaÅŸa sebep olmuÅŸtur.)kadar ulaÅŸmıştır. Hitit egemenliÄŸi dışında kalan Anadolu toprakları DoÄŸu Anadolu bölgesinde Fırat kavsinin doÄŸusunda kalan topraklardır. Hitit buraya ulaÅŸmakta zorlanmıştır. Elazığ bölgesinde keban baraj gölü altında kalan ALTIN OVADA (Hitit metinlerinde Enzite bölgesi olarak geçer) kısmi olarak egemenlik kurabilmiÅŸtir. Ayrıca Samsun’un doÄŸusundan Artvin’e kadarda egemenlik kuramamıştır. Bunların sebebi buralarda doÄŸal yolların sınırlı oluÅŸu , ulaÅŸmanın çok zor oluÅŸu ve ekonomik bir kaynağının olmayışı olabilir. Özellikle Fırat Hitit’in doÄŸuya açılmasında engel oluÅŸturur.Ancak burada İmikuÅŸağı ve Pirot höyükte istisna olsada Hitit egemenliÄŸine rastlanır.
Boğazköy temel olarak 2 ana bölümden meydana gelir. kuzey ve güney kent olmak üzere ikiye ayrılır. Arazinin topoğrafyasında kuzeyden güneye doğru bir yükselme mevcuttur, bu nedenle yüksek olan güney kente yukarı kent, aşağıda kalan kuzey kente aşağı kent ismide verilmiştir. İlk kent yaklaşık olarak m.ö 1700 yılında krallık olarak kuzey kent olarak kurulmuş. m.ö 1450 yılında imparatorluk döneminde güney kent inşaa edilmiştir.
I. nolu tapınak Hitit dünyasının bilinen en büyük tapınaklarından biridir, bu yüzden büyük tapınak olarakta anılır. Kuzey kenti çevreleyen sur duvarları vardır, krallık döneminde inşaa edilmişlerdir. Büyük kaleyi çevreliyen sur duvarlarının doğu bölümleri geç dönemlerde tamir edilmiştir.
Güney surları ise imparatorluk dönemine aittir, Krallık döneminde bu surlar yapılmadan önce güneyden gelebilecek tehlikelere karşı küçük kalecikler inÅŸaa etmiÅŸlerdir. Bunlar Sarıkale, Yenicekale ve NiÅŸantepe’dir. Surların inÅŸaa edilmesiyle bu yapılar ya baÅŸka amaçlarla kullanılmış yada terk edilmiÅŸlerdir. ÖrneÄŸin niÅŸantepede son hitit kralı Åžuppiluliuma’nın bir yazıtının yer aldığı anıt vardır.
BoÄŸazköy’ün 3 anıtsal kapısı vardır. Güney sur duvarlarının doÄŸusunda Kral kapısı , bunun karşısında Aslanlı kapı ve kentin en güney ucunda Sfenskli kapı (güney kapısı, yer kapı, poternli kapı olarakta bilinir.). Kazıcılar GüneydoÄŸu bölüme tapınaklar alanı ismini vermiÅŸler ve burada ÅŸimdiye kadar 30 adet tapınak bulmuÅŸlardır. Bunları roma rakamı ile lokalize etmiÅŸlerdir.
Hititler’in Anadolu’ya göç tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. MÖ 2000 yıllarında Hint-Avrupa kavimlerinin doÄŸuda Kafkasya üzerinden Anadolu’ya girdikleri en kabul gören tezlerdendir. Tezlerden bir diÄŸeri Çanakkale BoÄŸazı’ndan, bir baÅŸkası ise, Karadeniz’den geldikleri varsayımıdır. Yeni gelenler yerli Anadolu Hatti Beylikleri’ni egemenlikleri altına almışlar, kısmen politik ve askeri, bir dereceye kadar da ekonomik gücü ellerinde tutmuÅŸlardır.MÖ II.bin baÅŸlarında, Yukarı Mezopotamya’daki Assur ÅŸehrinin zengin tüccarlarının Anadolu ile yoÄŸun bir ticari iliÅŸkiye girmiÅŸ olduklarını görüyoruz Orta Anadolu’nun geniÅŸ toprakları üzerinde kurulan küçük krallık veya beylikler, “Karum” adı verilen pazar yerleri ile son derece canlı birer ticaret merkezleriydiler. Assurlu tüccarlarla birlikte geliÅŸen bir baÅŸka ve çok önemli olgu ise, MÖ II. bin de Anadolu’da bilinmeyen fakat Mezopotamya’da MÖ 3000 yılından beri kullanılan çivi yazısının Anadolu’ya geliÅŸidir. Böylece Anadolu tarihi çaÄŸlara girmektedir. Kilden yapılmış tabletler üzerine yazılan mektuplardan, Assurlu tüccarların Anadolu’ya kumaÅŸ, koku ve kalay madeni getirerek yerli krallara ve halka sattıklarını, karşılığında altın, gümüş ve bazı tunç malzeme aldıklarını öğreniyoruz.Koloni Çağı’nı izleyen Eski Hitit ( M.Ö. 18.yy.) ve Büyük Hitit Krallığı dönemleri sonunda, takriben 1200 yıllarında batıdan gelen ve Deniz Kavimleri diye adlandırılan toplulukların istilası ile Hitit İmparatorluÄŸu son bulmuÅŸ ve Hititler yaÅŸamlarına ÅŸehir beylikleri halinde devam etmiÅŸlerdir.
BaÅŸkentleri HattuÅŸa
Anadolu’da ilk kez organize devlet kuran Hititleri’in baÅŸkenti olan BoÄŸazköy (HattuÅŸa), daÄŸlık-engebeli bir arazi kurulmuÅŸ olup Çorum,a uzaklığı 82 km’dir.BoÄŸazköy’ün gerçek tarihi M.Ö. 1900′den az sonra baÅŸlar. Geç Hitit ve Asur belgelerinden öğrendiÄŸimize göre BoÄŸazköy; HattuÅŸtu ve Pijusti adlı krallarla son bulan bir hanedanlığın merkezi idi. M.Ö. 19. ve 18. yy.’da Hitit öncesi’deki dönemde BoÄŸazköy’de, Hattiler ve Asurlu tüccarlar da konaklamaktaydılar. Åžehirde Asurlu tüccarların ticaret yaptıkları “karum” denilen bir pazar yeri bulunmaktaydı.BoÄŸazköy, M.Ö. 1200 yıllarına kadar Hititler’in baÅŸkenti olma özelliÄŸini korumuÅŸtur. İlk Hitit kralı olarak HattuÅŸa’lı anlamına gelen HattuÅŸili’yi görüyoruz.Kentin asıl merkezini büyük kale teÅŸkil eder. Büyük kalenin kuzeybatı yamacında Hitit İmparatorluk dönemine ait özel evler ile Büyük Mabed’in yer aldığı “aÅŸağı ÅŸehir” bulunmaktadır. Åžehrin güney kısmını teÅŸkil eden “yukarı ÅŸehir”; M.Ö. 13. yy kralları tarafından yapılmış sandık ÅŸeklindeki surlarla çevrilmiÅŸtir. Bu surda Kral Kapısı, Potern, Sfenskli Kapı, Aslanlı Kapı yer almaktadır. Yukarı ÅŸehir içinde Yenice kale ve Sarıkale tahkim edilmiÅŸ olarak yapılmıştır.Hitit Krallığı; M.Ö. 1200′deki Deniz Kavmi Göçleri sonunda Trak asıllı kavimlerin baskıları sonucu yıkılmış olup, dolayısıyla BoÄŸazköy de baÅŸkent olma özelliÄŸini kaybetmiÅŸtir. M.Ö. 750 yılında Friklerin yerleÅŸimine sahne olmuÅŸtur. Hellenistik çaÄŸda ise BoÄŸazköy; büyükçe bir yerleÅŸim alanı olamaktan öte gidememiÅŸtir. Bizans çağında da iskan edildikten sonra BoÄŸazköy’e 18. yy.’da bugünkü sakinleri yerleÅŸmiÅŸtir.Antik HattuÅŸa harabeleri ile Yazılıkaya Açık Hava Mabedi birer açık hava müzesi olarak önem taşımakta olup, ayrıca; Milli Park projesi kapsamına alınmış ve Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiÅŸtir.
Etiketler: Hititler, HİTİTLİLER