‘Osmanlı hukuku’ Kategorisi için Arşiv

ILMIYE TESKILATI

Perşembe, 10 Ocak 2008

ILMIYE TESKILATI

Osmanli ilmiye sinifi, klasik Islâmî egitim kurumu olarak bilinen medresede, usûlüne uygun tahsilden sonra icâzet almak suretiyle mezun olup, Osmanli Devleti’nde hukuk, egitim, dinî hizmetler ve nihayet merkezî brokrasinin kendi sahalari ile ilgili önemli bazi makamlarini dolduran Müslüman ve çogunlukla da Türkler’den olusan bir meslek grubudur.

Bu meslegin, tarihî seyri içinde kendine has özellikleri ile tesekkül, olgunluk, karisiklik ve toparlanip küçülme dönemleri olmak üzere baslica dört devresinden bahsedilebilir.

Türk-Islâm dünyasindan devraldigi temel kavram ve unsurlar ile Istanbul’un fethine kadar uzanan bu dönemde çok basarili gelismeler olmustur. XV. yüzyil ortalarindan XVII. yüzyil baslarina kadar devam eden bu dönemde, saglam bir meslek anlayisi olusmus, egitim ve yargi alaninda belirlenen dereceler, ulemânin gv alanlari, yetki ve sorumluluklarinin kesinlik kazanmasi gibi önemli gelismeler olmustur. XVI. asirdan itibaren ilmiye, seyfiye ve kalemiye mesleklerinin (tarik) ayri ayri formasyonlar gerektiren branslar haline gelmesiyle, ilmiye mensuplari egitim ve yargi (adalet) alanlarini tekellerine almislardir. Böylece bu sahalarda yegane söz sahibi olan kimseler durumuna gelmislerdir. XIX. yüzyil ortalarina kadar devam eden bu uygulama 1820′lerden itibaren daralmaya baslamistir. Burada sunu da belirtelim ki olgunluk döneminin asil özelligi, ulemânin müsbet, yapici ve yipranmamis agirliginin devlet ve toplumun her kesiminde hissedilmis olmasidir.

XVII. yüzyil, ilmiye teskilâti ve ulemâ için bir yipranma dönemi olup, siyasetin içerisine âdeta zorla çekilmislerdir. Bu durum, büyük ölçüde ulemânin disinda olusmus bir gelismedir. Bunun en önemli sebebi, Osmanli hükümdar geleneginin sarsilmasidir. Gerçekten, Sultan I. Ahmed’le baslayan ve pespese çocuk yasta denecek hükümdarlarin hüküm sürdügü bu dönemde dizginler, askerin, saraydaki nüfuz odaklarinin ve tabii olarak ulemânin eline geçmistir. Her zümre kendi güç ve nüfuzunu kuvvetlendirmek için ulemâyi yanina çekmek istemistir. Bunun sonucunda siyasî fetvalar, ilmiye ricalinin bölünerek farkli taraflarda yer almasi, onlari hem ilim yolundan alikoymus, hem de siyasî mücadele içinde yipratmistir.

Yenilik tesebbüsleriyle girilen XVIII. yüzyilda ulemâ yeniliklere taraftar, hatta yer yer öncü görünmektedir. Devletin toparlanmasinda agir sorumluluk üstlendigi bir dönemdir. XIX. yüzyildan itibaren ulemânin istihdam alaninda devamli bir daralma baslamistir. Ilmiye teskilâti ile ilgili bu özet bilgilerden sonra teskilâtin kendi içindeki siniflandirmasina geçebiliriz.

Osmanlı’da Aile Hukukunun Tarihi Tekamülü

Çarşamba, 09 Ocak 2008

 Osmanlı’da Aile Hukukunun Tarihi Tekamülü

Osmanlı’da Aile Hukukunun Tarihi Tekamülü

1. Giriş
Osmanlı aile hukuku esas itibariyle İslâm aile hukukunun altı asırlık bir uygulamasından ibarettir. Bu sebeple İslam hukukundan bağımsız bir Osmanlı aile hukukundan bahsedilemez. Osmanlı Devleti’nde İslâm hukukunun (şer’i hukuk) yanı sıra örfî bir hukukun varlığını savunan araştırıcılar dahi bu hukukun daha ziyade kamu hukuku alanlarında var olduğunu, hususî hukukun ve özellikle aile hukukunun tamamen İslâm hukuku esaslarına göre düzenlendiğini kabul etmektedirler. Ancak hukuk kurallarının, uygulandığı toplumun sosyal ve kültürel yapısına bağlı olarak aynı kuralların tatbik edildiği diğer toplumlara göre bir tak m farklılıklar gösterdiği de bir vakıadır. İşte bu sebeple Osmanlılarda aile hukukunun diğer İslâm devlet ve toplumlarından belirli ölçüde farklı ve bu sebeple de kendine has bir tekâmül seyri takip ettiğini düşünmek yanlış değildir. İşte bu araştırmada İslâm aile hukukunun altı asırlık Osmanlı uygulaması sırasında geçirdiği tekâmül seyri ortaya konmaya çalışılacaktır.